Stockholm

IMG_3974

‘Stockholm’

Yazları uzun pırıl pırıl gündüzüne, Kışları ise gecelere doyacağınız kuzey şehri Stockholm, fotoğraf sanatçıları, lezzet tutkunları, sanat ve tasarım meraklılarının şehri.

IMG_4246 (2)

Stockholm ’ün sayısız yeşil alanları ve parklarında yürüyüp doğanın sürekli değişen renklerini seyretmek , eski şehir Gamlastan’da tarihi hissetmek ve elbette bir lezzet tutkunu olarak Stockholm’ün meşhur deniz ürünlerini tatmak ve yemek marketlerini görmek için sabırsızlanıyorum.

Otele yerleşir yerleşmez erken kararmaya başlayan havanın son ışıklarını kaçırmamak için sokağa çıkıp yürümeye başlıyorum. Hava soğuk, kulaklarım hafif uyuşuyor.  Arabadan çok bisikletlilerin olduğu Stockholm’de ilk hissettiğim sükunet. 8 milyonluk şehirde yaşayan bir insan olarak beynimin içindeki uğultu hastalığından kurtulabilmek huzur veriyor. Birbiri ardına sıralı Köprüleri görünce Stockholm’e 14 adanın üzerine kurulduğu ve birbirlerine köprülerle bağlandığı için Kuzey’in Venediği dendiğini hatırlıyorum. Oysa köprülerin üzerinde balık tutan insanlar benim aklıma sadece İstanbul’u getiriyor.

Kraliyet opera binasının olduğu Gustav Adolfs meydanının karşısındaki köprüden geçip 1200’lerde kurulan Avrupa’nın en iyi korunmuş Orta Çağ şehri Gamla Stan’ın (eski şehir) çift kemerli görkemli girişinden içeri doğru yürüyorum.

gamla stan

 

Girişte solda Roma sarayı şeklinde inşa edilmiş  Barok mimarisi örneklerinden olan 600 odalı Kraliyet Sarayı – The Royal Palace (Kungliga Slotet) göze çarpıyor.

kraliyet sarayi

Avrupa’nın en büyük saraylarından biri olarak kabul edilen Kraliyet Sarayı aynı zamanda İsveç Kralının resmi ikametgahı, Kral ile Kraliçenin günlük çalışma yerleri. Burada III. Gustav’ın Antik Eşya Müzesi (Gustav III’s Museum of Antiquities),  Kuzey kanadında Tre Kronor Müzesi, Hazine bölümü The Treasury ve Silah deposu The Armoury görülebilir.

IMG_4071

Sarayın birkaç adım ilerisine yürürseniz 1279’da yine Barok tarzında yapılmış ve Kraliyet ailesi üyelerinin evlendikleri (Sankt Nikolai kyrka – Stockholm Cathedral) – Storkyrkan Katedrali’nde mum yakıp dua edebilir, denk gelirseniz harika bir konser dinleyebilirsiniz.

Storkyrkan1

IMG_3974

Biraz dinlenip güzel bir kahve içme zamanı diyorsanız Katedralin hemen arkasındaki Stockholm’ün en eski ve tüm kartpostallarda göreceğiniz en popüler meydanı Stortorget’i seveceğinizden eminim.

Stortorget

Her yıl Christmas pazarının kurulduğu, çeşitli gösterilerin yer aldığı meydanda rahatlıkla birkaç saat geçirmek mümkün. Stockholm’ün en eski cafelerinin yer aldığı bu meydan Gamla Stan’ın merkezi. 20 numaralı 1600’lerden kalma kırmızı binanın altındaki Kaffekoppen’e oturduğumda Stortorget hakkında bildiklerim sadece bu kadardı ta ki yan masada oturan 82 yaşında olduğunu öğrendiğim, yakınlarda antika dükkanı sahibi olan Johan’la tanışana kadar.

Elimdeki kamerayı görünce meydanın ortasındaki kuyunun fotoğrafını çekmemi öneren Johan eskiden bu eski kuyunun şehirdeki çeşitli yerlere olan uzaklıkların hatta diğer şehirlere olan mesafelerin de ölçüldüğü merkez nokta olarak alındığını söylüyor. Etrafındaki rengarenk evlerde ise o dönemin tüccar soyluları yaşarlarmış. Ancak 1520’de Danimarka Kralı Christian II İsveç’i ele geçirmiş.  Kendisine muhalif olanları affedeceğine söz vermiş ve tüm İsveç erkanını ziyafete davet etmiş. Ziyafetin sonunda ise kendisine karşı çıkan 82 kişiyi tutuklatıp ertesi gün de hepsinin başını bu meydanda kestirmiş. Sanırım Johan’ı dehşetle dinlemiş olmalıyım ki hikayeyi fazla uzatmadan bu durumun İsveçlileri Danimarka’ya karşı boyun eğmeye yeterli gelmediğini ve 3 yıl sonra Stockholm’ün Gustav Vasa tarafından özgürlüğüne kavuşturulduğunu söyleyerek mutlu sonu getiriveriyor. Johan beni dükkanına davet ederek ayrıldığında Stockholm’de edindiğim bu sıcak dostu düşünerek mutlu oluyorum. Seyahat etmenin en güzel tarafı da şehirlere ruh kazandıran tanıştığınız insanlar değil mi?

Meydandaki Edebiyat Nobel ödülünün açıklandığı ve akademinin resmi toplantılarının yapıldığı Fransız Rococo sitilinde inşa edilmiş Nobel Müzesini (Eski borsa binası) ve içindeki Nobel kütüphanesini gezip birkaç fotoğraf daha çektikten sonra Stortorget’ten ayrılıyorum.

stock exchange building stortorget

 

Gamla Stan’ın bu Arnavut kaldırımı döşeli gizemli sokaklarında kimbilir daha neler yaşandı diye düşünmeden alamıyorum kendimi. Daha fazlasını öğrenmek için Johan’ı ziyaret etmeliyim sanırım.

Stortorget’i merkez alarak etrafındaki önemli noktalara rahatça ulaşmak mümkün. Şehrin 14. yy’dan kalan en eski caddesi Köpmangatan’ın sonunda Köpmantorget’e geldiğinizde St. George ve Dragon heykelini, Nobel müzesini arkanıza alıp karşı sağ köşesinden girdiğinizde ise  skomakargatan’ın üzerinde Tyska Kyrkan – Alman Kilisesini görebilirsiniz.

Eski şehirde binaların aralarındaki dar geçitlerden girip tamamen farklı bir sokağa çıkmanın saklanbaç oynamak gibi eğlenceli olduğunu göreceksiniz. En cezbedici tarafı her çıktığınız yeni sokakta sizi bekleyen küçük sanat galerileri, stüdyolar, antikacılar ve cafeler olması. Gamla Stan’dayken kaybolup bundan da keyif almamak imkansız.

IMG_3742

Akşam yemeği için tavsiyem modern İsveç mutfağı sunan Prastgatan 17’deki Kryp Inn Restaurant.  Sokakların arasında yürürken tesadüfen keşfettiğim Kryp Inn henüz erken bir saat olması sebebiyle sakinliğiyle ilgimi çekiyor. İç içe 3 salondan oluşan restaurantın cam kenarındaki küçük masalarından birine oturmayı tercih ediyorum.

Sokaktan geçen neşeli insanları seyrederek yemek oldukça keyifli. Garson menüyü uzatıp ‘güzel bir geyik eti yemeye ne dersiniz? diye soruyor. Ve tabii önden mutlaka konyak, krem peyniri ve sarmısakla pişirilmiş yeni toplanmış Şantarel mantarı çorbasını da denemem gerektiğini öyle heyecanla söylüyor ki hayır dersem hayatımın hatasını yapacağımı hissediyorum! En doğrusunun günün menüsünü tercih etmem olduğunu böylece bu harika yemeği hafif bir tatlıyla bitirebileceğimi samimiyetle ekliyor. Ne yiyeceğimi bilmediğim yeni bir yerde benim için karar verilmesine memnun olarak ‘memnuniyetle’ diyorum.

Kryp Inn

Kırmızı şarap soslu Geyik eti (güneşte kurutulmuş kırmızı yaban mersini, kremalı enginar, kayısı marmelatı, İsveç vasterbotten peyniri ile tatlandırılmış patates eşliğinde) ve tatlı olarak da tarçın ve maskarpone kreması ile Ravent ve Böğürtlen kompostosunun tadı hala damağımda. Güzel bir yemek sonrası bir de iyi bir müzik dinlemeye hazırsanız yine aynı civarda caz bar Stampen’e uğrayın. Böylece Gamla Stan’ın hakkını vermiş olacaksınız.

Ertesi gün daha da soğuk bir sabaha uyanıyorum. Soğuk çivi gibi ama bol oksijenli hava yeni yerler keşfetmek için bol da enerji veriyor insana.

Gamla Stan’ı merkez alıp Güneye Stockholm’ün Soho’su tabir edilen ama South of  Folkungagatan olarak anıldığı için kelime oyunuyla SoFo denilen Södermalm’a (kısaca Söder) doğru yürüyorum. Södermalm vintage dükkânları, organik üretim yapan cafeleri, restaurantları ve gece hayatıyla ön plana çıkıyor. Gün boyu sürekli hareket halinde olan ünlü buluşma yeri Medborgarplatsen (“The Citizen’s Square”) ise benim için yemek marketi Söderhallarna sebebiyle ilgi çekici.

Stockholm’ün yemek marketleri (Saluhallar) görmeye değer. Özellikle balık ve deniz ürünlerine meraklı iseniz kaçırmamalısınız. En önemli marketler Östermalm’deki 1886’dan beri açık olan Östermalms Saluhall (içlerinde en pahalı olanı),

saluhall

saluhall2

delicacies

Söder’deki (Södermalm) Söderhallarna ve Normalm bölgesindeki unutamadığım, lezzetli balık çorbasını içtiğim Hötorgshallen. Hötorgshallen Sergels Torg Meydanına çok yakın, yolunuzun üzerinde ünlü sanatçımız İlhan Koman’ın heykelini görünce gurur duymamak imkansız.

Sergels Torg

Hötorgshallen’e geldiğinizde önündeki alanda sebze-meyva marketi dikkati çekiyor önce. Satıcıların çoğu Türk olan markette İsveç’e özel Lingonberry, Blueberry gibi bir çok kişinin Ikea’dan bildiği meşhur köftelerinin – Köttbullar yanında servis edilen meyvaları bulmak mümkün.

Hötorgshallen market2

chantarelle

Hötorgshallen market-

Salamura Ringa Balığı, tütsülenmiş Geyik eti, füme somon, Västerbotten gibi lokal peynirler, özel reçeller, hardallar ve tatlılar gibi İsveç’e özel aradığınız gurme yiyecekler ve malzemeleri bu marketlerde bulabilirsiniz ve içindeki restaurantlarda bu ürünlerin tadına bakıp aynı zamanda harika yemek deneyimi de yaşayabilirsiniz.  Hötorgshallen alt katındaki Kajsas Fisk’de balık çorbası içmeden dönmemelisiniz. inanılmaz lezzeti ve doyurucu porsiyonuyla mükemmel bir deneyimdi.

Kahve meraklısıysanız ve benim gibi arada bir cafe’ye oturup bir sonraki gideceğiniz yeri haritada belirlerken keyifli bir kahve yanında da leziz bir tatlı yemeden yapamıyorsanız İsveç’in geleneksel ‘Fika’ alışkanlığını göz ardı etmemelisiniz. Fika ‘hadi bir kahve içelim’in İsveçcesi ama mutlaka yanında kek, kurabiye, tatlı olmalı…İsveçliler kahve tüketen ülkeler arasında ilk 10’a giriyor.  İstatistiklere göre kişi başına yılda 9-10kg kahve içiliyormuş. Aslında bizim de dediğimiz gibi kahve bahane dostluk şahane tarzı bir yaklaşım bu. Kahve etrafında sosyalleşme ve özlem gidermenin keyfinin yerini ne tutabilir ki?

Fika deneyimi için Stockholm’de sayısız cafe var elbette ancak ben 1928’den beri hizmet veren Kungsgatan’da (55 numara) Vete Katten’in princess kek’ine ve atmosferine bayıldım.

Vete katten1

Stockholm  Avrupa’nın en temiz havaya sahip şehirlerden biri. Şehrin üçte biri su yollarıyla, diğer üçte ikisi parklar ve yeşil alanlarla kaplı.

IMG_3680

IMG_3909

Doğal alanları çitlerle sınırlamayan İsveçliler orta çağlardan beri halkın hemen hemen birçok yere giriş ücreti ödemeden ulaşabilir olmasını sağlamışlar, İsveç halkı da böyle bir hakka sahip olmanın getirdiği sorumluluğun bilinciyle değerli kültür miraslarına sonuna kadar sahip çıkıyorlar. Doğayı rahatsız etmek ya da daha da kötüsü yok etmek gibi bir düşüncenin genlerinde olmaması sayesinde doğayla mükemmel uyum içinde yaşıyorlar. Doğa da karşılığında ne kadar cömert olabildiğini onlara sunduğu imkanlarla gösteriyor. Yabani hayvanlarla ve bitkilerle içi içe yaşamak en doğal yiyeceklere serbestçe ulaşabilmelerini de sağlıyor ve bilinenin aksine İsveç mutfağı denildiğinde sadece köfteden ibaret olmadığını ispatlıyor. Sağlıklarına düşkün İsveçliler gerçekten de organik gıda, temiz hava sayesinde oldukça dinç ve enerjikler. Küçücük yaşlarda her yere bisikletle gitme alışkanlıklarından mıdır bilmem gerçekten de kilolu bir İsveçliye rastlamak pek de kolay değil. Doğa bu kadar şehirle iç içe geçip pitoresk görüntü zengini olursa şehrin içinde bir yerden bir yere arabayla gitmek de son derece anlamsız geliyor.

IMG_3935

IMG_3923

IMG_3922

Özellikle şehrin su kenarındaki kordon boyu alanlarda yürümek ayrı bir zevk. Östermalm’de Stranvagen ise en popüler olanı. 1800’lerde dikilmiş dev ağaçların arasından çıkan Fransız Rönesans mimarisinden esinlenilerek 1886’da yapılmış görkemli Bünsow binası – Bünsow House (Bünsowska huset) bu caddenin en önemli yapıtlarından.

IMG_4359

Sahil boyu bağlı tekneler ise İsveç’in tekne sayısı en fazla olan ülkelerden biri olduğunu kanıtlıyor. İsveç’de tekne sanki olmazsa olmaz bir ev eşyası gibi, hemen her ailenin bir teknesi var.

IMG_4321

Ayrıca tekne restaurantlar, cafeler ve barlar da çok popüler.  Stranvagen’de akşam üzeri bu teknelerden birinde bir kadeh eşliğinde güneşi batırıp akşam için enerji toplayabilirsiniz.

IMG_4257

Tabii bir de tekne oteller var. Hatta en popüler hostellerden biri de teknede – Skeppsholmen’deki Hostel Ship Af Chapman 1800’lerden kalma bir teknede hizmet veriyor ve her yaş grubundan gezginler tarafından oldukça rağbet görüyor.

IMG_3884

Chapman

Stockholm’de yürürken her yerde ünlü İsveç tasarımı göze çarpıyor. Malum herkesin Ikea sayesinde İskandinav tasarımı hakkında biraz bilgisi var artık ama özellikle her yerde rastlayacağınız Design Torget, Iris Hantverk, Ostermalm’daki Svenskt Tenn, Djurgården adasındaki Skansen Butiken,  Söder’deki GrandPa dükkanlara mutlaka girmelisiniz ayrıca Stockholm’ün bir 2. el cenneti olduğunu da hatırlatırım.

Iris Hantverk

Son günümde methini çok duyduğum Djurgarden’ı görmek için yola çıkıyorum.  Burada dünyanın en eski açık hava müzesi Skansen, ünlü Vasa müzesi, Nordic Muzesi, Abba müzesi ve eğlence parkı Gröna Lund gibi daha bir çok görülmeye değer yer var.

Djurgarden

Stockholm mutlaka hem sonbahar’da hem de yazın görülmesi gereken şehirlerden biri. Yazın giderseniz Stockholm Pass ile hop on hop off tekne turu alıp tekneyle ücretsiz müzelere de gidebilir  açık havanın keyfini çıkarabilirsiniz.

 

 

Yorum Bırak