İnci Pastanesi

İnci-pastanesi3

Bu yazıyı aslında çok önce yazmayı planlamıştım ve yazmalıydım da. Nedense elim gitmedi bir türlü. Ne de olsa İstanbul’da en sevdiğim yerlerden biriydi İnci Pastanesi. Bugün alelacele tasfiye edildiğini duyunca içimde birşey eksildi, yerine hüzün çöktü.

68 yıldır aynı yerde kalitesinden ödün vermeden, emektar çalışanları ve ikinci kuşak işletmecisiyle,  bugüne kadar kimsenin benzer lezzette dahi yapmayı başaramadığı profiterolü

ve daha nice güzel lezzetli ürünü bizlere sevdirmeyi ve akıllarda yer etmeyi başarmış tarihi ve kültürel değerlerimizdendi İnci.

İlk olarak Luka Zigori 1944 yılında  aynı yerde yani Beyoğlu İstiklal Caddesi 124 numaralı tarihi Cercle d’Orient binasında açıyor İnci’yi. Daha sonra Bay Zigori’nin vefatıyla 12 yaşından beri orada çalışan Musa Ateş işletmeciliğini üstleniyor.

Çalışanları da neredeyse İnci kadar eski, vefakar, emektar, artık pek bulunamayan cinslerden yani.

İnci pastanesinin kapanacağını ilk duyduğumda inanamamıştım. Soluğu Beyoğlu’nda alıp bir yandan  profiterolümü yerken bir yandan da üst katta ofisinin pastaneye açılan penceresinden sorularıma cevap veren Musa beyle sohbet etmiştim.

O da çalışanlar da çok üzgünlerdi. ‘Kapatıyormuşsunuz diye duyduk’ dediğimde yüzü asılarak ‘olur mu canım hiç öyle şey, neden biz kapatalım, kapattırıyorlar!’ demişti. ‘Yok, olmaz öyle şey, herkesin bu kadar sevdiği bir yeri kapatmazlar, kapatamazlar’ dediğimde de ‘sen gör bak, bu güzelim binayı yıkacaklar, yerine de bir AVM daha dikecekler. Para söz konusu olunca tarih kimin umurunda, insanlık adına utanıyorum!’

Çok üzgün ayrılmıştım o gün. Hepimizin hatıralarına yer etmiş, Beyoğlu’nun az kalan simgelerinden tarihi kültür varlığımız Cercle d’Orient binası, Emek Sineması ve İnci pastanesi yıkılamazdı.

Bir çok kişi karşı çıktı, Sivil toplum örgütleri itiraz etti, yürüyüşler yapıldı,  Mimarlar Odası dava açtı, İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV)  Emek Sinemasına talip oldu, özgün haliyle korunarak bir kültür merkezi olarak yeniden halka kazandırılması için her türlü görevi üstlenmeye hazır olduklarını söyledi,  Üç uzmandan oluşan bilirkişi heyeti yaptığı inceleme sonucunda mahkemeye sunduğu raporda yapılması istenen projenin kültür dokusuna uygun olmadığına dair rapor verdi.

Sonuç?

Sonuç gerçekten azim.

Ellerine tebligat dahi ulaşmadan, öyle apar topar, zorla kapının önüne koyuluverdiler bugün. 68 yıl, haftanın 7 günü, ömürlerini geçirdikleri yerle, sevenleriyle hakettikleri şekilde vedalaşamadılar bile.

Beyoğlu da sevenleri de İnci’siz kaldı.  Musa bey artık katiyen başka bir yerde bir İnci daha açmayacaklarını söylemişti. ‘İnci bu bina ile var’ demişti. Haklı olabilir ama gene de sevenlerini bu tattan mahrum etmemesini, İnciyi yaşatmaya devam etmesini dilerim.

Ben buradan veda ediyorum ve müşterisine, işine verdiği değerle en kaliteli ürünleri kullanmaya devam ederek bize o enfes lezzeti tattırdığı ve sonuna kadar direndiği için de teşekkür ediyorum.

Ve bir soruyu sormadan da edemiyorum:

Biz hangi yüzyılda, nerede yaşıyoruz ben bilemiyorum, ya siz?

 

 

Yorum Bırak